AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Yayın Yönetmeninden
 
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ - Mart 2019

 

ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ

            Ertuğrul Özüaydın
 

Darbelerin yıkmak, yıkmaya çalışmak anlayışından uzak durduğunu aklı başında kim söyleyebilir? İyi bir şey olduğunu ancak ve ancak bir darbeciden duyabilirsiniz. 1932 yılında Atatürk'ün önderliğinde kurulan Türk Dil Kurumu’nu, 1983 yılında sözde bir yasayla işte böyle bir anlayış kapattı. 12 Eylül darbecileri ve darbe yönetimi, kötü sonuçlara yol açacağını bile bile, yıkıcı tutumlarını zorla kabullendirmek yolunu seçmiştir. Kapatılan kurumla birlikte, uzun yıllar edebiyatımıza önemli katkılar veren Türk Dili dergisi de kapanmış oldu.

Kapatılmanın ardından, Türkçe sevdalısı aydınların bir araya gelerek Dil Derneği’ni kurmasıyla başlamıştır öykümüz. Derneğin kuruluşundan bir yıl sonra Cevat Geray, Ömer Asım Aksoy, Şerafettin Turan, Cahit Külebi, Talip Apaydın, Mustafa Ekmekçi, Ayla Kutlu, Ali Püsküllüoğlu ve Sevgi Özel'in içinde bulunduğu Çağdaş Türk Dili (ÇTD) dergisi, yazın yaşamına katıldı. Türkçe düşünmek, duymak ve dil konularına ilgi göstermek en önemli gerekçeleri olacaktı.

Dile gönül vermiş birçok romancı, öykücü, şair, oyun yazarı ve eleştirmen derginin çevresinde toplanmıştı. Geçmişten aldığı hızla ve güçle yola koyuldu. Eskiden beri süregelen ateşi yeniden canlandırmak ve yeni olanaklar yaratmakla amacına ulaşabilirdi. Baskılarla yaratılan susmuşluk ortamının henüz etkileri ortadan kalkmamışken dergi, kitapçı raflarında yerini almış oldu. Kapatılan Türk Dili dergisi geleneğini sürdürecek olan ÇTD dergisi, o günden başlayarak Dil Devriminin ayrılmaz bir parçası olduğunu okurlarına gösterecektir.

Her dilin izlediği tarihsel süreç, onunla yaşayan, konuşan insanların elinde biçimlenmiştir. İçinde bulunduğu zamana ve koşullara göre her ulusun edebiyatı da kendi dilinin gelişmesine katkı verdiği gibi, gelişmişliğinde ayrıca yön bulacaktır. Yazınsal ürünler, dil çalışmaları, araştırmaları birbirine bağlı birer dilsel yaratımdır. Tüm bu metinler, dili yeniden kurmak düşüncesiyle izlerini zamana düşürür. Bu nedenle dilin gelişmesinde en büyük pay, dili özenli kullananların ustalıklarına verilmiştir. Bu ustalar, kendilerine özgü yarattıkları dille sokakta konuşulan dil arasında sessiz bir bağ kurarlar. Orada görünmeden kulak verseniz, sokaklara karışan sesini duyarsınız.

ÇTD dergisi, bu anlamda, dilin değişikliği, yenileşmesi, sadeleşmesi çalışmalarına öncelik vermiştir. Yazın yaşamına bir dil dergisi olarak katılmıştır. Öteki yazınsal ürünlerle arasında ortaklık kurmayı unutmadan birbirine bağlı akışı sağlamanın ardındadır. Ne denli başardığımızı okurun ilgisi vurgular.

Elbette her derginin kendine göre belirlenmiş politikası vardır. Bazıları öykü, bazıları eleştiri, bazıları da yalnızca şiir üstüne uğraşmayı kendine iş edinmiştir. Çerçeveledikleri konuda çalışmaları onlara ayrı bir haz verecektir. Genel olarak da ilgi duydukları alanlarda ürünler, rengini ve çizgisini yansıtacaktır. Başlangıçtan bugüne değin ÇTD dergisinin yayın anlayışı “Türk Dilinin özleşmesine ve gelişmesine, Dil Devriminin güçlenmesine katkıda bulunmak” olarak düşünülmüştür. Bilinçli bir dil sevgisi, şimdiye değin azalmayıp çoğalarak sürüp gelmiştir. Bu, bir yerden bir yere taşıma kaygısı değildir. Yenileşen dilimizin sürekliliğini sağlamak, geleneğini sürdürmektir diyebiliriz. Bir ulusun dilini iyi kullanabilmesi, o dilin yerleşmiş gücüne bağlıdır. Türkçenin bu anlamda kaç bin yıllık, çağıl çağıl akan bir ırmak olduğunu biliyoruz.

Bitmeyen dilsel yenileşme sürecinin bilincinde, onu öteki yazınsal dergilerden ayıran yapısı gözden uzak tutulmamalıdır. Dergimizin sayfalarını Dil Devriminin aydınlık yüzü gibi düşünürüm. Bir dergiden öte, görüntümüzü yansıtan aynadır. Bizi bize, aynı zamanda bizi size gösteren ayna. Türkçenin gelişmesi, ilerleyişi yönünde, okuru ve yazarıyla birlikte ortak duyarlılık yaratmak için o uzun yolda, o uzun köprüleri kuruyoruz. Yazın diliyle gündelik dil arasında aynı anlayışı paylaşıyoruz.

Doğup büyüdüğümüz bu topraklarda ne yazık ki bugün bile anadilimiz Türkçeye sahip çıkılması gerektiği acı bir gerçektir. Yalnızca darbelerin önünü kesmeye çalıştığı bir ırmak değil, dilimiz aynı zamanda Osmanlıca sevdalısı gericilerin, batı hayranı kişilerin saldırılarıyla kuşatılmıştır. Bunların kaçınılmaz sonucu olarak da girişilen meydan savaşına bu sorumluluğu görev edinmiş dilseverler gerektiği biçimde katılmaktadır.

Dilimizde eskiden kullanılmış, şimdilerde unutulmuş, yerine Türkçesi yerleşmiş Arapça, Farsça sözcükleri yeniden diriltme çabası içinde bulunan kimi yazar çizer ve siyasi çevreler, Türkçeye gösterdiğimiz özeni görmezden gelebilir. Onlar, günlük konuşma dilimizden çoktan kovulmuş, kopmuş sözcüklerle konuşabilir ve yazabilir de... Gerçek olan şu ki az buçuk Türkçe yok. Onların yeniliklere karşı durması, yeniliğin etkileyici ve anlamlı sonucunu değiştirmeyecektir. Yıllardır süregelen çalışmaların verdiği güvenle geleceğe olan inancımız tamdır.

Uzun yıllar sürmüş dergiciliğimizin otuz ikinci yılına girerken geçmişte görüldüğü gibi, şimdi de yalnız kalmadığımızı biliyoruz. Cumhuriyet Devrimlerine bağlı dil ve edebiyat çizgimizi başladığımız gibi sürdüyoruz. Dile yönelik araştırma ve incelemelerin yanı sıra şiir, öykü, deneme, eleştiri vb. türde birçok metin sayfalarımızda yer bulur. Yani düşüncelerin, konuların sesini duyurma umudu olarak biz hep burdayız. Kendini ülkenin dil sorununa ve dilin gelişmesine araç olarak görse de bir bakıma bunun ötesine geçer. Düşünsel yaratıların zenginleştirici boyutlarına inanarak işini sürdürür. Çağın kültür sanat gerçeklerine sırt çevirmez; ama dil üzerinde yoğunlaşmak dergimize başka bir kişilik kazandırmıştır. Bu nedenle yazınsal ortam içinde bir başka gereksinmeye karşılık doğmuştur.


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter