AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Beşir Göğüş 97 Yaşında (13 Şubat 2012)

     "Dil Derneği Beşir Göğüş Türk Dili ve Eğitimini Geliştirme Ödülü" 13 Şubat 2012'de, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde yapılan törenle Muhittin Bilgin ile Ahmet Can Bilgin’e sunuldu.
     1999 yılındaki Yalova depreminde eşi ve kızıyla birlikte yaşamını yitiren derneğimizin kurucu üyesi Dilci, Eğitimci Beşir Göğüş adına düzenlenen ödül, 2000 yılından bu yana Beşir Göğüş’ün doğum günlerinde (12 Şubatlarda) verilmektedir.
     Beşir Göğüş’ün 97. yaş gününde, "Ulusal Eğitimin Neresindeyiz?" başlığıyla gerçekleştirilen tören, Elifşah Yasun'un sunduğu anma konuşmasıyla, Şükran Kurdakul'un Ağıt Değil şiirinin dizeleriyle başladı:

    Gücünüz varsa sizin/ Sözcüğü tutuklayın./ Öğrenci, kitap, Türkçe/ En güzel kavramı dilimin/ Özgürlüğü tutuklayın.
    Ben ki düşünüyorum/ Var olduğumdan beri/ Silahlar bana dönük/ Savaşlar sizin için/ Gücünüz varsa artık/ Usumu tutuklayın.

  

     Beşir Göğüş'ün yaşamından kesitlerin ve yazılarından örneklerin sunulduğu açış konuşmasından sonra Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel konuklara seslendi. Özel, konuşmasında Dil Devriminin 80. yıldönümüne, Dil Derneği'nin 25. yaşına ulaştığı dönemde, bir yurttaş olarak öfkeli ve kaygılı olduğunu vurguladı. (Konuşmanın tamamı için tıklayınız.)

     Gitar sanatçısı Eren Süalp'in kısa dinletisinin ardından ödül törenine geçildi. Törende konuşan Beşir Göğüş'ün kızı Dilek Göğüş Ülgüray, 2012'de on ikincisi düzenlenen ödülün kurumsallaşmasından duyduğu mutluluğu dile getirerek şunları söyledi:

 

     "Bu yıl 97. doğum gününe eriştiğimiz babam, çocukluğunda Osmanlı İmparatorluğunun son dönemini ve Kurtuluş Savaşı günlerini yaşamış, gençlik yıllarında özel yaşamında sıkıntılar geçirmiş, Atatürk ilke ve devrimlerini özümsemiş, mesleğine çok emek vermiş ve özen göstermiş idealist bir Cumhuriyet öğretmeniydi.

     Onun, ilkokuldan üniversite gençliğine kadar genç kuşaklara anadilimiz Türkçenin doğru öğretilmesi ve kullanılması için yaşamı boyunca gösterdiği çabaları anmak ve bu çabaların sürdürülmesini özendirmek üzere Dil Derneği ile birlikte başlattığımız 'Beşir Göğüş Türk Dilini ve Eğitimini Geliştirme Ödülü'nün 12’incisini vermenin mutluluğunu yaşıyoruz.
     Cumhuriyet dönemi öğretmenleri, öğrencilerine sadece kendi uzmanlık alanlarındaki bilgileri öğretmekle yetinmeyip, onları topluma yararlı, aydın bireyler olarak yetiştirmek için de uğraşırlardı.
     Diyordu ki ‘Çağdaş toplum, yaşamın gittikçe karmaşıklaşan yapısı içinde, sorunlarını kendi başına çözebilen, bilinçli bireyler ister. Eğitimin başlıca işlevi, bireyi bu kişilikte yetiştirmek; daha doğrusu ona, yetkin bir kişilik kazanabilmek için izleyeceği yolu, yararlanacağı olanakları göstermektir. Böyle bir kişiliğin gerektirdiği bağımsız düşünme, doğru anlama, nesnel davranma, iyi anlatma yetenekleri anadiline bağımlı olarak geliştiğinden, bireyin, öncelikle anadilinin kendisine sunduğu geniş anlatım olanaklarını kavraması gerekir. Bu da ancak köklü bir anadili eğitimiyle sağlanabilir.
     Kişide tam olmaya istek de gerektir. Bu isteği eğitim yaratabilir. Eğitim, bütün iyi amaçların özetlendiği ve gerçekleştirilmeye çalışıldığı bir etkinlikler sistemidir. Eğitimden geçen kişi iyi insanlık amaçlarını tanıdığı gibi, bu yolda erişilmiş örnekleri de görür. Eğitim ne kadar derin, tam ve ülkücü olursa, kişide tam insan olma isteği de o kadar güçlü biçimde yerleşir. Şu var ki eğitim de tam insanı yaratmakta yeterli değildir. Kişiyi iş tamamlar. İşlerimiz ve davranışlarımız karşısında toplumun olumlu ya da olumsuz tepkileri bizim asıl yetiştiricilerimizdir.

     Milli Eğitimin yok edilmekte olduğu bu dönemde, bizleri yetiştiren sevgili öğretmenlerimizi saygıyla anıyorum. Bu ortamda ne kadar gerçekçi olur bilemesem de, aynı idealleri paylaşan ve onlara sahip çıkan genç eğitimci kuşakların yetişmesini yürekten diliyorum.
     Bu yıl büyük bir emek ürünü olan, beş ciltlik Tanıklarıyla Deyimler Sözlüğü adlı yapıtlarıyla ödülümüzü kazanan Sayın Muhittin Bilgin ve Sayın Ahmet Can Bilgin kardeşleri kutlar, değerli çalışmalarının devamını dilerim.
     Ödül için başvuran yapıtları özverili bir çalışma ile değerlendiren seçici kurul üyelerimiz sayın Emin Özdemir, Prof. Dr. Cahit Kavcar, Prof. Dr. Sedat Sever ve İbrahim Dizman’a, başkan Sayın Sevgi Özel başta olmak üzere emeği geçen tüm Dil Derneği çalışanlarından sevgili Arzu Asil ve Cemal’e, Çankaya Belediyesine huzurlarınızda çok teşekkür ederim.
     Bugün, ödül vermenin mutluluğu yanında, 17 Ağustos depreminde kaybetmenin büyük acısını sizlerle birlikte yaşadığımız sevgili annemi, babamı ve kardeşim Sezen’i ışıklar içinde yatmalarını dileyerek sevgiyle ve özlemle anıyorum. Birlikte güzel anlar paylaşacağımıza inandığım bu törene katıldığınız için hepinize çok teşekkür eder, daha nice yıllar birlikte olmayı dilerim."

     Ödüle değer bulunan, yaklaşık 3.000 sayfa olan, 21.000 deyim içeren "Tanıklarıyla Deyimler Sözlüğü"nü hazırlayan Muhittin Bilgin ile Ahmet Can Bilgin'e, ödüllerini Sevgi Özel ile Dilek Göğüş Ülgüray sundular. Muhittin Bilgin, ödülü aldıktan sonra yaptığı konuşmada, Beşir Göğüş ile yüz yüze gelmediğini, ancak onun kitaplarıyla yolunun aydınlandığını söyleyerek ödüle değer bulunmaktan duydukları mutluluğu, onuru dile getirdi.

 

     Bilgin, konuşmasını şöyle sürdürdü: "800 ozanın ve yazarın 1.000 yapıtını taradığımız, on yıllık bir emeğin ürünü olan bu yapıt, Ömer Asım Aksoy'un 'deyimleri taramak için bir ömür yetmez' sözlerini vasiyet sayarak aldığım kararın sonucudur. Bu yapıtın gerçek yaratıcısı ise dilimizi varsıllaştırıp yücelten dil ustası halkımızdır." (Konuşmanın tamamı için tıklayınız.)

İlköğretimlerde Arapça, Liselerde Osmanlıca Dersinin Anlamı Nedir?

     Anma törenimizin son bölümünde, Emin Özdemir'in yönettiği "İlköğretimlerde Arapça, Liselerde Osmanlıca Dersinin Anlamı Nedir?" başlıklı açıkoturum yapıldı. Prof. Dr. Cahit Kavcar, Ulusal Eğitim Derneği Başkanı Nazım Mutlu ve eski milletvekili Yazar Mustafa Gazalcı’nın konuşmacı olarak katıldıkları açıkoturum, Emin Özdemir'in şu sözleriyle başladı:
     “Açıkoturumun başlığı bile kan basıncımı artırıyor! Yaşamını, Türkçeyi pastan, kirden temizlemeye adamış benim gibi biri için bu işin anlamı tek sözcükle şu: İhanet! Atatürk'e, onun 'üzerine titriyorum' dediği Cumhuriyete ihanet!" Emin Özdemir, bu noktaya nasıl gelindiğini örneklemek üzere Edebiyatçılar Derneği'nin aynı yıl 1993 Sivas topluöldürümü için yazdığı bildiriyi okuduktan sonra, "Alacakaranlık dönemin temel örüntüsü örtmecedir; ülkeyi yönetenler her zaman ussal gerekçeler sunma eğilimindedir," diyerek Cenap Şahabettin'in sözünü anımsattı: "Altından kendinizi koruyun... Zehri hiçbir zaman teneke kutu içinde sunmazlar!"


 Cahit Kavcar, Nazım Mutlu, Emin Özdemir, Mustafa Gazalcı

     Prof. Dr. Cahit Kavcar, tam metni Dil Derneği'nin aylık yayın organı Çağdaş Türk Dili dergisinin Mart 2012 sayısında yayımlanacak konuşmasında, MEB'nin Arapça ve Osmanlıca dersleri için hazırladığı "vizyon" ve "program"dan alıntılar yaparak şunları söyledi: “Ana sorunumuz Türkçe öğretememektir! Arapçayı hangi öğretmenler öğretecek? İthal öğretmenler mi, İmam Hatip Lisesi mezunları mı? Arşivleri okuyacak uzman yok diye kurdukları, Osmanlıcanın öğretildiği Sosyal Bilimler Liselerini bitiren on binlerce genç işsiz. Körpecik beyinleri öğrenilmesi zor Arapçanın yükü altına sokmakla ezbercilik körüklenecek, yaratıcılık körelecek."
     Nazım Mutlu ise sözlerine "Öğretecekleri dil Fince, Hintçe olsaydı aynı tepkiyi gösterir miydik?" diye başlayıp konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bizim tepkimiz ideolojik boyuta! İktidarın gericileştirme politikalarından kaygılıyız. Okulların tamamı dinci kuşatma altındayken Arapça, Osmanlıca derslerinin seçmeli olmasına kim inanır? Hangi öğrenci, hangi veli 'seçmek istemiyorum' diyebilir? Yazık ki kutsallık, dokunulmazlık atfedilen bu dilleri öğretecekler derken dersane sayısı biraz daha artacak... Atanamayan öğretmenler göz ardı edilecek; ama Arapça, Osmanlıca için öğretmenler atanacak."
     Konuşmasına başlarken "Ulusal eğitimin, ulusal olmayan dönemindeyiz!" diyen Mustafa Gazalcı ise Mustafa Necati, İsmail Hakkı Tonguç ve Hasan Âli Yücel'i ilkeleri, izlenceleri ve sözleriyle anarak şöyle konuştu: "İki dönem önce, TBMM'de Türkçe için komisyon kuruldu. Komisyon raporunda 'Osmanlıca, Türk milletinin hazinesidir' deniyordu. Şimdi, KHK'lerle Atatürk ilke ve devrimlerini yok edip Türkiye'yi Arap kültürüne teslim ediyorlar, Türkçeyi yaşamdan kovuyorlar. Karşıdevrim, sömürge yaratmanın tüm yollarını, yöntemlerini biliyor, uyguluyor."

     Ödülü kazanan Bilgin kardeşleri kutluyor, etkinliğimize coşkuyla katılan dilseverlere, üyelerimize içtenlikle teşekkür ediyoruz.


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter