AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Beşir Göğüş'ü Anma ve Ödül Törenleri

BEŞİR GÖĞÜŞ 101 YAŞINDA

12 Şubat 1915'te Gaziantep’te dünyaya gelen Dilci-Eğitimci-Yazar Beşir Göğüş’ü, bu yıl 101. doğum gününü kutlayarak andık.

12 Şubat 2016 Cuma günü Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar merkesinde düzenlenen törenle hem Dilci-Eğitimci Beşir Göğüş'ün 101.yaşını kutladık, “hem de Dil Derneği Beşir Göğüş Türk Dilini ve Çocuk Edebiyatını Geliştirme Ödülünü Yazar Arslan Sayman'a sunduk.

Dil Derneği Beşir Göğüş Türk Dilini ve Çocuk Edebiyatını Geliştirme Ödülü, 1999'da eşi ve kızıyla birlikte Yalova depreminde yitirdiğimiz Dil Derneği’nin kurucu üyesi, Dilci-Eğitimci-Yazar Beşir Göğüş’ün Dil Devrimine, Türkçenin eğitim ve öğretimine verdiği emeği unutturmamak, kişiliğini ve düşüncelerini gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla düzenlenmiştir. Ödül, dönüşümlü olarak Türkiye Türkçesiyle ilgili çalışmaya ya da bir edebiyat yapıtına (roman, öykü, masal ya da şiir kitabına) verilmektedir; 2016'da bir "çocuk romanına" verileceğini duyurmuştuk. Ödüle aday olan yazarlara ve ilgisini esirgemeyen yayınevlerine teşekkür ederiz.

"BEŞİR GÖĞÜŞ 101 YAŞINDA" başlıklı töreni Belin Çelebi sundu. Beşir Göğüş'ün kızı Dilek Göğüş Ülgüray, açış konuşmasında ödünsüz bir Atatürkçü olan babasının Dil Devriminin ışığında gelişen Türkçeye, Türkçeyi doğru öğrenmeleri için çocuk ve gençlerimize verdiği emeği anlattı.

                                                          

Ödülün bu yılkı sahibi Yazar Arslan Sayman ödülünü Dilek Göğüş Ülgüray ve Sevgi Özel'in elinden aldıktan sonra içtenlikli, coşkulu konuşmasıyla alkışlandı. Sayman'ın, "Evliya Çelebi Gibi" adlı çocuk romanı, seçici kurulun oybirliğiyle ödüle değer bulunmuştu.

Tören, genç Soprano Öykücan Yavşan'ın, Duru Yavşan'ın gitarı eşliğinde söylediği türkülerle sürdü. Bu iki genç sanatçının dinletisi, tören konuklarınca uzun süre alkışlandı.

Törenin son bölümünde Prof. Dr. Sedat Sever'in yönettiği "Gençlerimiz Ne Okuyor? Ne İzliyor?" başlıklı açıkoturumda Yazar Y. Bekir Yurdakul, Şair Çiğdem Sezer, Yükselen Koleji Türkçe Öğretmeni Tuba Yıldırım ile aynı kolejin 12. sınıf öğrencisi Nilüfer Şaştımdur konuştular. Sedat Sever'in "Sakın ola ki eğitimi okula bırakmayın; okulu evinize taşıyın," diyerek başlattığı ve çocuk duyarlılığını bir kısa filmle örneklediği açıkoturumda konuşmacılar, gençlerin içinde bulunduğumuz dönemde okudukları kitaplar, izledikleri TV izlenceleri, film vb. etkinliklerle yetişmelerini, dünya görüşlerini besleyecek ürünlerle pek yakın olmadıklarını anlattı.

Y. Bekir Yurdakul "Demokratik toplumun ne olduğunu bilmiyorum. Hiç yaşamadım ki," sözleriyle başladığı konuşmasında çocukların kitaplar sayıca azken daha nitelikli kitaplar okuduğunu, üstelik kitaplara daha kolay ulaşabildiklerini belirterek çocukların doğar doğmaz 30 saniyelik reklam filmleriyle oyalanmaya başlamasından ötürü sabırsız, dikkat dağınıklığı yaşayan, dolayısıyla kitap okumaktan tat almayan kuşaklar yetiştiğini vurguladı.

Çiğdem Sezer sözlerine şöyle başladı: "Şidedetin, yoksunluğun kurbanı olan, artık hiç kitap okuyamayacak, film izleyemeyecek olanları saygıyla anıyorum." Çocukların hiç şiir okumadığını belirten Sezer, çocuklarımızın küçücük yaşta renkli-süslü kapaklarla pazarlanan fantastik, bilimkurgu ve macera kitaplarıyla bolca reklamları yapılan filmler ve diziler arasında sıkışıp kaldıklarından söz etti.

Tuba Yıldırım, Beşir Göğüş'ü anarak başladığı konuşmasında okumanın kültürel gelişimi tamamlamak, bilgi çağını yakalamak için hava, su, ekmek gibi zorunlu olduğunu belirterek cinsel içerikli kitapların sayısının arttığını; yazım ve dil yanlışlarıyla dolu niteliksiz, düzeysiz kitaplar çoğalırken okuma oranının hızla düştüğünü, öğretmenlerin kendilerinin okumadıkları kitapları öğrencilerine önermemeleri gerektiğini söyledi.

Nilüfer Şaştımdur ise genç kesimin birbirine benzer kitaplar okuduğunu, bu kitaplarda kahraman yaratılıp aşk üçgenine sokulduğunu, derken çok tutan kitapların filmlerinin, dizilerinin yapıldığını, dolayısıyla okumaya gerek de kalamadığını dile getirdi.

"Kitapla kafanın çarpışmasından boş bir ses çıkarsa kitapta mıdır suç," diye soran Sedat Sever, açıkoturumu Jacques Prevert'in "Bu Yıl Hiç Gün Işığı İle Uyandınız mı?" başlıklı şiirini seslendirerek kapattı.  

Törenimiz, Göğüş Ailesinin konukları ağırlamasıyla son buldu.

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter