AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Beşir Göğüş 100 Yaşında (12 Şubat 2015)

12 Şubat 1915'te Gaziantep’te dünyaya gelen Dilci-Eğitimci-Yazar Beşir Göğüş’ü, 12 Şubat 2015'te 100. doğum gününü kutlayarak andık.

Beşir Göğüş’ün kızı Dilek Göğüş Ülgüray ve torunları ile Dil Derneği’nin, onun, Dil Devrimine, Türkçenin eğitim ve öğretimine verdiği emeği unutturmamak, ilkelerini ve düşüncelerini gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla vermeyi kararlaştırdığı ve 2000 yılından bu yana, her yıl, Göğüş’ün doğum gününde düzenlenen bir törenle sahibine sunulan “Dil Derneği Beşir Göğüş Türk Dilini ve Edebiyatını Geliştirme Ödülü”ne 2015'te "çocuk edebiyatı" alanında Adnan Binyazar'ın "Günışığına Yolculuk/Varış" adlı çocuk romanı değer bulunmuştur.

Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde yapılan anma ve ödül törenimizde, derneğimizin kurucularından Beşir Göğüş’ü yaşamöyküsünden alıntılarla, üniversite öğrencilerinin dinletisiyle ve "Çocuk Okur Konuşur" başlıklı bir açıkoturumla andık.

Beşir Göğüş'ün "İnsanın en önemli ve özgün eseri kendisidir" sözünden esinlenerek gerçekleştirilen "BEŞİR GÖĞÜŞ 100 YAŞINDA" etkinliğimizi Belin Çelebi başarıyla sunarken Dil Derneği Genel Yazmanı Nermin Küçükceylan açış konuşmasında Beşir Göğüş’ün Dil Devrimini geliştirme savaşımını, yaşamını bu amaca adayışını, dil düşüncesini, kişiliğini, insan sevgisini, 12 Eylül darbecilerinin Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu’nu kapatmalarının ardından Dil Derneği’nin kuruluşundaki emeğini ve öncülüğünü, Osmanlıcaya ilişkin görüşlerini, Dil Derneği’nin Beşir Göğüşlerden güç alan kararlılığını anlattı. (Konuşmanın tümü için tıklayınız.)

Çankaya Belediyesi Başkan Yardımcısı Nafiz Kaya Dil Devriminin Türk Devrimindeki yaşamsal önemine değindi, ulusun gelişiminde çok önemli bir eylem olduğunu, izleyen dönemlerde güçlenen “muhafazakâr”lığın dilin, Türkçenin gelişimi olgusunu yadsıdığını, Beşir Göğüş’ün Türkçenin geliştirilmesindeki emeğini vurguladı. Çankaya Belediyesi olarak çocukların dil bilincinin gelişmesine büyük önem verdiklerini, bu amaçla dünya çocuk klasiklerini, Türk yazınının ustalarını çocuklarımızla buluşturduklarını, kitaplar yayımlayıp bedelsiz dağıttıklarını anlattı.

Beşir Göğüş’ün torunu Defne Anter, Beşir Göğüş adına düzenlenen ödülün önemine değinerek Göğüş’ün çocuk yazınıyla ilgili görüşlerini anlattı. Ödül seçici kuruluna 30 yapıtın ulaştığını, Adnan Binyazar’ın “Günışığına Yolculuk / Varış” adlı yapıtının oybirliğiyle seçildiğini belirtti.

Adnan Binyazar’a ödülünü Dilek Göğüş Ülgüray, Sevgi Özel ve Çankaya Belediyesi Başkan Yardımcısı Nafiz Kaya birlikte sundular.

Yazar Adnan Binyazar, büyük ilgiyle dinlenen içtenlikli konuşmasında, Köy Enstitüsünde daha 16 yaşındayken Derleme Sözlüğü için sözcük toplamaya başladığını, Derleme Sözlüğü’nde, derlediği 400’e yakın sözcüğün yer aldığını söyledi. Binyazar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dil uygarlık sorunudur. Bu gerçeğin anlaşılması gerekir. Kaşgarlı Mahmut, Türkçenin güçlü bir dil olduğunu yazmış, bu amaçla kent kent dolaşmış, sözcük toplamıştır. Martin Luther de benzer bir çaba içinde olmuştur; İncil’i Latinceden Almancaya çevirerek anlaşılmasını sağlamıştır. Toplum ne yazdığını anlamazsa neye inandığını tam kavrayamaz. Martin Luther de Kaşgarlı Mahmut gibi sözcükleri sokaktaki insanlardan sorarak topladı. G. Leibniz, Luther için ‘Halkın ağzına bakarak konuştu’ der. Bu buluşmamızın konuşmalarındaki temiz Türkçe bu çabaların sonucudur. Osmanlıcayı savunanlar bile öz Türkçe kullanıyorlar.

Çocuk geleceğin simgesidir, belirtisidir. Çocuk yazını çok önemlidir.

Beşir Göğüş, benim için dünyanın en incelikli, temiz, dürüst insanıydı. Onunla ilk karşılaşmam, tanışmam Çorum’da öğretmenlik yaptığım yıllara rastlar; denetime gelmişti. Onun eğitim yöntemini uyguladığımı anladı. Sınıfımda La Fontaine’in Aslan ile Eşek masalını işliyorduk. Çocuklar anlamaz sanılır; ilkokul birinci sınıftaki bir çocuk La Fontaine’i eleştirerek eşeği horladığını, oysa eşeğin bize çok yararının olduğunu söyledi. Sorgulatıcı eğitim dizgesinin başarısıydı bu. Beşir Göğüş ‘Sen bu dilinle Türk Dili dergisine sürdürümcü olmalısın’ dedi. Beni destekledi.”

Öykücan Yavşan’ın öncülüğünde “Armoni Vokal” adlı müzik topluluğundaki gençlerin çoksesli koral dinletisi, dinleyenlerce çok beğenildi. Tadı dinleyicilerin damağında kaldı demek yanlış olmaz.

Etkinliğin son bölümünde yapılan açıkoturum “Çocuk Okur Konuşur” başlığını taşıyordu. Prof. Dr. Cahit Kavcar’ın yönettiği açıkoturumun konuşmacıları Bengisu Yurtlu (lise öğrencisi), Sevgi Gökmen (Türkçe öğretmeni), Sedat Karagül (araştırma görevlisi-AÜ Eğitim Bilimleri Fakültesi ve ÇOGEM) ile Yazar Mina Tansel’di.

Bengisu Yurtlu, kitapların kendisi için ne değin vazgeçilmez olduğunu, kitaplarla olan güçlü ve sürekli ilişkisini anlattı. “Kitap, yeni dostluklar, paylaşımlar, arkadaşlıklar, özgürlük, konuşma özgürlüğü, kendimi dillendirebilmek demektir” dedi. Cumhuriyet yönetiminin, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukların eğitimine verdiği önemi anlattı. (Konuşmanın tümü için tıklayınız.)

Sevgi Gökmen, Türk halkının kitap okuma durumuna ilişkin göstergelerinin olumsuzluğuna değinerek günümüzdeki koşulların 1960’lı yılların bile gerisinde olduğunu belirtti. Okumaktan çok TV izlendiğini, eğitimcilerin, kadının saygınlığının aşındırıldığını, okulun, ders kitaplarının okuma alışkanlığı kazandırmaktan uzak olduğunu söyledi. Görev yaptığı okulda kitaplık kurarak işlevsel duruma getirdiklerini, bu çalışmada Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Ankara Şubesi yönetiminin büyük desteğini gördüğünü, başta çekingen olan öğrencilerin kitaplarla ilişkilerinin başlamasının ardından okulun en özgüvenli çocukları durumuna geldiklerini anlattı. Gökmen, konuşmasını Atatürk’ün, yurtseverliğimizin temel ölçütünün bu ülke için ne kadar çalıştığımız olduğu yönündeki sözleriyle sonlandırdı.

Sedat Karagül, “Çocukların konuşmasını gerçekten istiyor muyuz” sorusuyla başladığı konuşmasında, çocukların, kişilerin konuşmamasının istendiği atasözlerinden örnekler vererek, zorbalık, sömürü ile suskun bırakmak, yasaklamak arasındaki ilişkiyi vurguladı. Bu bağlamda gerçeği söyleyen Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok… gibi aydınların öldürüldüğünü, doğruyu açıklayanların toplumca dışlandığını, istenmediğini, “Ağzı var dili yok” insanlardan oluşan bir topluluk amaçlandığını, böyle bir halkın hiçbir zaman dirlik sağlayamayacağını belirtti. Karagül, “Oysa toplumun bireylerden, gelişmiş, konuşan, sorgulayan insanlardan oluşması gerekir. Konuşma dışavurmaktır, açıklamaktır. Toplumun bireylere gereksinimi vardır. Bunu sağlamak ise ancak yazınla, kitaplarla, okumakla olanaklıdır” dedi. Çocuğun gelişme evrelerine koşut, kazanılması gereken nitelikleri anlatan Karagül, çocukların sözcük dağarcığının, dil bilincinin geliştirilmesinin zorunluluk olduğunu belirtti.

Mina Tansel, Nobel Fizik Ödülü kazanmış bir bilim insanının, başarısını okuldan her dönüşünde annesinin, “Bugün okulda öğretmenine ilginç bir soru sorabildin mi” sorusuna borçlu olduğunu belirttiğini, sormanın konuşmak eyleminin bir sonraki aşaması olduğunu anlattı. Tansel “Yaratıcı düşünce bilimin kardeşidir. Toplum olarak tek tip insan isteniyor. Oysa herkes tarafından benimsenen yaygın düşünceler, anlayışlar bile sorgulanabilmelidir. Okullarda öğrencilerin, anlatılan yaklaşımlara katılmama hakkı olduğu kabul edilmelidir” dedi. Konuşmasını “Keşke çocuklar okusa, düşünse, sorsa, düşünse, konuşsa, sorsa, okusa…” sözleriyle sonlandırdı.

Olumsuz hava koşullarına karşın yoğun ve coşkulu bir katılımın gözlendiği anma ve ödül etkinliğimizi izleyen dilseverlere, Çankaya Belediyesi Başkanlığı yönetimine ve çalışanlarına, Dilek Göğüş Ülgüray’ın kişiliğinde Göğüş ailesine gönül borcumuzu sunarız.


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter