AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Yayın Yönetmeninden
 
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ - Nisan 2020 
       

DEĞİŞİMLE DÖNÜŞÜMÜ BAŞARAN KADIN

                      Ertuğrul Özüaydın
 

Cumhuriyet Devrimleri başladığı günden günümüze yarattığı kökten değişim ve dönüşümlerle kadına, kadınımıza aile ve toplum içinde geniş ufuklar açmıştır. Yapılan Medeni Kanun gereği kadınımız erkekler karşısında eşit haklar elde etmiştir. Yasaların açtığı yol kadınlara kamusal alanda çalışma ortamı yaratırken hem sosyal alanları onlar için daha yaşanabilir duruma getirmiş hem de her konuda eşit fırsatlara sahip kılmıştır. Yüzyıllarca geri planda kalmış, geri bıraktırılmış kadınlara insani nitelik kazandırmanın yanı sıra Türk kadını için bir noktadan sonra yeni bir kavganın başlangıcı olmuştur diyebiliriz.

Çağlar boyunca çözülmeyen, çözülmeye istekli olunmayan bu sorun Cumhuriyet Devrimleri ışığında çözüme gidilmesiyle kadınlarımız uygar bir görünüm kazanmıştır. Ancak bu kazanımı anlamlı kılmak, kafalara ve yüreklere bu görüntüyü işleyebilmek hiç de kolay değildi. Cumhuriyet devrimlerinin ışığında geleceği kurmak isteyen kadınların kararlılığı, onurlu duruşu yaşama etkin katılımlarıyla süreklilik gösterebilirdi.

Erkekle aynı konuma gelen kadın artık yaşama katılmak yolunda kendini yeniden oluşturma çabasına yönelmiştir. Günümüzde bütünüyle geleneklerine bağlı ve yalnızca ev işlerinin sorumluluğunu üstlenmiş ev hanımlığının eskimeye yüz tuttuğunu söyleyebiliriz. Babayı para kazanan, anneyi ev işleri yapan anlayışın çoktan geride kaldığını bireyi olduğumuz aileler bize göstermektedir. Çalışma ortamlarına genel ve geniş anlamıyla yansıyan şudur ki kadınlar iş yaşamına yeni bir soluk getirmiştir ve sayıları hiç de azımsanmayacak kadar çoktur. Kadın, kadın olmaktan uzaklaşmadan her şeyi başarabileceğini kanıtlamıştır. Günümüz yaşantısında para kazanmak erkek işi olmaktan çıkmıştır. Para kazanmanın ötesinde ülke ekonomisinin, sporunun, kültürünün ayrılmaz birer parçası durumuna gelen kadınlarımızın Cumhuriyetle birlikte uluslaşma süreci içinde çok büyük değişikliğe uğradığını söyleyebiliriz. Bugün toplumsal yapıyı oluşturan kurumların tamamında kadınların belirleyici izlerini ve etkilerini görebiliriz.

Günümüzde kadının eğitim olanaklarının ve düzeyinin yükselmesiyle birlikte siyasal ve toplumsal anlamda görev ve sorumlulukları da değişmiştir. Yalnızca ev hanımlığı bitmiş, yalnızca dış görünüşü değişmiş gibi sınırlamak onlara haksızlık olur. Kadınlarımız çağlar boyunca dünyayı değiştirme ve dönüştürme özlemlerini de yaşama geçirecektir. Bilim, sanat, kültür ve spor alanında binlerce başarılı Türk kadını söylediklerimize örnektir. Gösterdikleri çaba Cumhuriyet Devrimlerinin boşa yapılmadığını göstermesi bakımından ayrıca önemlidir.

Yazınsal alansa kadınların kendisini yeniden anlamlandırması, yeniden yaratması bakımından geniş olanaklar sunduğu bir başka dünyadır. Yaşamı, yaşamın gizli evrenini ve düşlerini yansıttıkları bir ayna gücüne sahiptir. Türk edebiyatının kadın yazarlar ve şairleri Cumhuriyet dönemiyle varlığını duyumsattığı gerçeğini kimse yadsıyamaz. Sınırlı sayıda kadın şairin Osmanlıda kendini nasıl gizlediğini biliriz. Oysa ulusların edebiyatı kadın ve erkek yazarlarının birlikteliği ve dayanışmasıyla dile gelir. Kadınları dünyaya bakış açısıyla beslenmeyen edebiyat, dünyaya bir o kadar uzaktır.

Toplumların gelişim ve değişim süreçleri içinde sosyal yapılarını yazınsal çizgide öyküye, romana aktarmak ne kadar edebiyatın işiyse bir o kadar da kadınların işidir. Buradan bakılınca yaşamın akışı içinde yaşamı gözlemleyip değerlendiren bir kadın yaratısının düşünsel anlamda farklılıklar göstermesi doğaldır. Cumhuriyet değerlerini önemsemeyenlere inat kadın gözüyle yazmayı sürdürmüşlerdir. Elbette yazacakları kadınca düşünceyi yansıtır. Elbette iyiliği, sevgisi kadınca güzelliğidir. Çünkü onların yaklaşımları yönelimleri biz erkeklere göre değişecektir.  Toplumsal bakışın toplumun derinliklerine inebilmesi kadın düşüncesinin sanatsal ve güzelduyusal yaklaşımlarına her zaman gereksinim duymuştur. Yoksa eril anlatımın, tanımların getirildiği koyu bir renk olarak biçimlenen, renklenen edebiyat için ne yapsanız eksik kalacaktır. Edebiyatta istenen gelişme ve değişme gerçekleşmezken toplumsal düzende de beklenen yapısal değişimler olmaz. Edebiyat ve toplum arasında böylesi bağıntılar kurulabilir. Bu bağlılık cinsiyet ayrımı gözetmeksizin birbirini tamamlayan insani özellikler taşır.

Cumhuriyet Devrimlerinin kendilerine sunduğu olanakları kendi gücüyle kullanmasını bilen kadın yazar ve şairlerimizin binlerce sayısı eskiden gelen cinsler arasındaki ayrışmayı tamamen yıkmıştır. Neriman Ağaoğlu'yla, Zerrin Saral'ın birlikte hazırladığı Edebiyatımızda Kadın Yazarlar Sözlüğü’nde 1180 kadın yazar ve şairin araştırılması bunun bir göstergesidir. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasıyla kadının yazın dünyamızda yer aldığını görüyoruz. Kadınımız aynı zamanda yazınımıza anlamsal ve dişil anlatısal boyutlar açması ayrı bir kazanımdır. Doğuran ve yaratan bir varlık olan kadının dünyaya yüklediği anlam doğrudan bu birikimin geniş anlamıyla kendini duyumsatacaktır. Sorunlarını kaleme almayı beceren kadın, insanlığın gelişimi için dünyayı biçimlendirme sorumluluğundan da kaçmadığını göstermiştir. Yazar,  şair, gazeteci olarak yapıt ve yaratıları dişil yaratıcılığı ve koruyuculuğu altında dile getirmiştir.

Cumhuriyet Devrimlerinin her alanda olduğu gibi yazınsal anlamda Türk kadını için yaşamsal önemi vardır. Cumhuriyetle birlikte elde edilen kadın haklarının değerini şair ve yazar kadınlarımız da iyi bilmiştir ve yüceltmiştir diyebiliriz. Değerini görmezden gelenler içinse ne diyelim?

 
BAŞYAZI
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ
Haziran 2020 - 388. Sayı
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter