AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Yayın Yönetmeninden
 
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ - Ekim 2020 
       

EYLÜL BİTTİ

                       Ertuğrul Özüaydın
 

Eylül yaz bahçelerinin son demidir. Yazdan ayrılmaz yanıyla kuşatır som bahçeleri. Sardunya, petunya, yıldız, begonya, gül, lavanta, hepsi çiçektedir. O çiçeklerin güzelim renkleriyle donanır yazın son günleri ve iklimin durgunluğu içinde bir başka boyutlanır. Yazın yavaş yavaş egemenliğini yitirdiği o zamanlarda olaylar, işler ve insan davranışları da değişmeye başlamıştır. Eylül bahçeleri yaza bağlılığını sürdürmek istese de güz güneşinin karşısında usul usul tazeliğini yitirecektir. Sürekli değişim ve dönüşüm içindedir. Henüz evlere kapanmadığımız bu günlerde bahçelerde son yaz duygusunu yaşamayı hep sevmişimdir. Bahçelerin sessizliğine ve güzelliğine sığınmak hoşuma gitmiştir. Bir başkadır eylülle gelen eylül aşkları.

Bu özellikleri yansıtması yönünden eylül aynı eylüldü ama biz o eylülü duyumsatan, çağrıştıran günleri yaşayamadık. Yeni tip korona virüs (kovid-19) salgını karşısında tüm insanlık içinde bulunduğu tehlikeyle çevresinden ve doğadan kendini soyutlamış yaşıyor. Salgının yükselişe geçmesi ve ölümlerin artması eylülün güzelliklerini unutturdu. Eski tanıdıklar, dostlar, arkadaşlar yok artık. Hava gün gün sertleşiyor, sokağa çıkmaktan korkuyoruz. Bu eylülün işi değil, yazı da hemen hemen böyle yaşadık. Yaz geride kaldı ama bir yaz mutluluğu bırakmadı bize.

Kovid salgınının yarattığı korkuyla çevremizden uzaklaştık. Salgınla yaşamamış toplum bilinmezliğin doğurduğu duyguyla yalnızlığına çekildi. Dünyayı ve insanlığı derinden etkileyen salgının sonu geleceğini düşünürken öyle olmadığını gördüğümüzde ruhsal durumumuz bozuldu. Daha çok kapandık. Kapalılığa yönelim bizi toplumdan uzaklaştırdığı gibi toplumsal etkinliklerden de uzaklaştırıyordu. Sosyal varlık olan insanın sosyalleşme özelliğinde kopukluklar başlamıştı. Salgının yıkıcı etkileri kültürel ve sosyal alanda koşulları değiştirmekle kalmıyor buna bağlı bir karmaşa da yaratıyordu. Geniş kitleler arasındaki sosyal ve kültürel bağlar zayıflamıştı. Sinema ve tiyatroların kapalı olması, uzaktan eğitim, maçların seyircisiz oynanması, konserlerin ertelenmesi etkinliklerin yasak olması, toplantıların yapılamaması sosyal ve kültürel aktarımların önünde önemli bir engele dönüşmüştür. Sosyal yasakların baskısı bütün sosyal alanlara yayılacaktı elbet. Bununla birlikte aile içinde yaşanan iletişim sorunları da doğrudan gelişimi etkileyen düzeye erişmiştir. Birbirinden uzak milyonlarca insan salgınla yaşamaya uyum sağlamak zorunda kalmıştır, diyebiliriz. Bireysel yalnızlıklarına çekilen, umutsuzluğa kapılanların sayısı azımsanamaz.

Bana göre Ankara'nın en güzel aylarından biri sayılır eylül. O sert sıcaklardan sonra eylül bir başka esenliktir. Yaz duygusuna karşı gelmeyen güz başlangıcıyla doyumsuz güzellik yaşanır. Ben doğayı, dağları severim. Doğrusu ağaçları, çiçekleri, hayvanları sevmeyene şaşarım. Sevemediklerine inanasım gelmez. Eylülde dağlar bütün güzelliğiyle verimliliğiyle bekler bizi. Sokaklardan kalabalıktan kaçıp dağlarda uzun uzun yürüyüşlere çıkmak özlemini hep duyumsarım. Serin sabah yelini sevenler için vardır dağlar. Kırlangıçları, ibibikleri, kaplumbağaları sevenler için açılır o incecik dağ yolları. Bence insanoğlunun en güzel tutkusu doğa. Yaz kokusu bürümüş dağları düşünün, dağlarda kuşburnu çalılarını düşünün, alıç, ahlat, yaban eriği dolu ağaçları düşünün. Hiçbir ağacı onlardan üstün görmem. Ben hepsini severim onlar dağların birer parçası ve orada bizi beklerler. Yabanıl ağaçların ürünleri de toplamamızı bekler, yenilmek ister. Babamın dağlardan toplayıp getirdiği kuşburnu, alıç, ahlat ve yaban eriğini annem bir arada karıştırıp, kaynatıp çok güzel marmelat yapardı, ilaç niyetine. Çok sevilirdi. Ben buna “dağ marmelatı” diyorum. Kimi zaman, bu yabanıl bütünlüğe kızılcık da eklenirdi.

İşte bu eylül bildiğimiz eylül gibi gelmedi ve eylül gibi gitmedi. İlkyazdan bu yana yaşadığımız olağanüstü günlerin yarattığı sıkıntıya katlanır olduk. Bahçeleri unutulmuş, dağlarına çıkılamamış eylülle şehirlere, sokaklara, evlere, odalara sıkışıp kaldık. Oysa eylüller başlangıçların ayıdır. Yeni anlamlar yüklenmiş gelir. Şehirlerde yazı atölyeleri kapılarını aralar, şiir günleri düzenlenir, konserler başlar, sergiler açılır, salonlar dolar. Herkes sabırla eylülü beklerdi. Dil Derneği olarak bizim için de Dil Bayramını kutladığımız eylül ayı ayrı anlam taşır. Olayların akışı nedeniyle bayram etkinliklerimizi iptal ettik. Dil Bayramı kutlamaları için salonlarda dilseverlerle bir araya gelemiyoruz. Ödül törenlerimiz yapılamayacak. Gelecek aylarda yapacağımız etkinliklere ışık tutacak birçok toplanmayı ve toplantıyı gerçekleştirememek bizleri üzdü. Ayrıca bu eylül Dil Derneği Genel Kurul yılımızdı. Ne yazık ki Genel kurulumuz da ileri bir tarihe ertelendi. Sonunda öyle bir yere geldik ki bu, “Toplum yaşamında yeni bir dönem mi başlıyor?” sorusunu akıllara düşürdü. Yaşadığımız bunalımlı ortamda her türlü sanatsal etkinlik artık bireysel başarılıyor. Doğaldır ki etkileşim en aza inmiştir. Sanatın sınırlarının genişlemesi bakımından sonraya ne gibi aksaklıklar, eksiklikler kalacak bunu bize zaman gösterecek.

Eylül ayı birçok belirleyici özelliğini göstermeden gelip geçti. İnsanoğlu kendi yaşamıyla doğa yasalarının arasındaki etkileşimi, çatışmayı iyi bilerek dünyasını düzenlemeli. Bunların kaygılanmak ve umutsuzluk yaratması olarak yorumlanmasını istemem. Yeryüzünde yağmurlar gerekli ve olmalı, dağ taş önemli. Canlı olarak bir tek biz yokuz. İnsanlık içinse sosyalleşmek önemli, eşitlik ve özgürlük önemli.

Özgürlüğü yalnız doğada aramayalım. Yıllar önce özgürlüğümüzü elimizden alan bir kara eylül daha vardı. Yaşanan o kara gerçeği unutabilir miyiz? Toplumu ezip geçen 12 Eylül 1980 askeri darbesinin bıraktığı izler ne acılar barındırır. Daha da böylesi acılar ve eylüller yaşamak istemiyoruz.

İçinde bulunduğumuz tatsız tuzsuz eylülü yaşamanın boşluğu işlerimize ve ilişkilerimize kötü yansıdı. Umarım bir an önce dünya sağlığına kavuşur. Salgını gerekçe göstererek resmi, müziği, sokağı, sanatı yasaklayan anlayıştan kurtuluruz. Sevgiyle, içtenlikle bir araya geleceğimiz güzel günlerin özlemiyle diyelim.

 

 
BAŞYAZI
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ
Aralık 2020 - 394. Sayı
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter