AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Yayın Yönetmeninden

Çağdaş Türk Dili - Kasım 2014

Yayın Yönetmeninden
Günay Güner

Sevgili Dostlar,

Cumhuriyetimizin kurucusu, bağımsızlığımızın, özgürlüğümüzün savaşçısı, bilge önder Mustafa Kemal Atatürk’ü sonsuz saygıyla, özlemle anıyoruz. Son dönemde onun büyük anısına karşı yapılan saldırılar, yapanların alçaklığından başka bir sonuç doğurmaz. İnsanlığın eşsiz devrimcisi Mustafa Kemal Atatürk, onur, gurur, bilim, us, birikim, uygarlık, özgürlük, eşitlik, insancılık, sevgi, barış demektir. Atatürk’e, onunla özdeşleşen bu evrensel değerlere saldırmaya yeltenenler silinip giderler.

Dil Devriminin altyapısını sağlayan en değerli eylem Harf Devrimidir. 1 Kasım 1928’de, Atatürk’ün başöğretmenliğinde başlayan Harf Devrimi ile altı yüz yıllık buyurganlık, eşitsizlik düzeninin simgesi Arap abecesinden, eleştirel, bilimsel dünyanın kullandığı, kolay öğrenilir, Türkçenin yapısına uygun Latin abecesine geçilmiş; devrim kısa zamanda benimsenerek, okuryazar oranı hızla artmıştır. Harf Devrimi öncesinde, içinde Türk ile kadının olmadığı okuryazarlık oranındaki düşüklük unutulmamalıdır.

Devrim karşıtları bir yandan öz Türkçeyi kullanmaktan kaçınamazken bir yandan da bir söylem aracı olarak bazı sözcükleri kullanıma sokmayı amaçlıyorlar. Örneğin fıtrat, meal, ensar, takiye gibi sözcükler, kullanıma bilerek sokan çevrelerden olmayanlarca da yazılıp söylenmeye başlıyor. Bu tuzağa düşmemek gerekir. (Konu üzerine söyleşme olanağı sağlayan, düşünceler esinleyen Prof. Dr. Yakup Kepenek Öğretmenime gönül borcumu sunuyorum).

Ağırlaşan yurt gündemi, insanın kanını donduran bir duruma erişmiş savaş, kıyım, acı dolu. Geçmişte, günümüzde buduncu, dinci siyasayı savunanlar, yaşanan us almaz acının, sözkonusu siyasanın beklenen bir sonucu olduğunu hiç düşünüyorlar mı? Olmadık tümcelerle yakınırlarken, kendi dünya görüşlerinin, kıyımı yöntem olarak seçmiş olmalarının, sözkonusu acı durumu yarattığını anlamalarını beklemek, bugüne değin uyarmış, karşı görüşleri savunmuş aydınların hakkıdır. Dişlerine değin silahlı olanların barıştan söz etmeleri inandırıcı mı? Onlarla aynı dili de konuşsak “Dilleri var bizim dile benzemez!”

Talip Apaydın ile Metin Demirtaş’ı geçen sayımız baskıdayken yitirmiştik. Onların acılarıyla doluyuz. Işıklar içinde yatsınlar. Melih Cevdet Anday, Orhan Veli Kanık, Sadri Ertem, İlhan Erdost’u yitirişimizin yıldönümünde saygıyla anıyoruz. İlhan Erdost, 12 Eylül faşist darbesinin karanlık günlerinde, işkenceye birlikte alındığı ağabeyi Muzaffer Erdost’un gözleri önünde dövülerek öldürülmüştü. Unutmayacağız… Toplumculuğun bilimi olan Marksçılığın klasiklerini, o aşılamayan birikimi Türkçemize Erdostlar kazandırdılar. Canları pahasına…

Esenlik dileklerimizle.

Saygılarımızla.


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter