Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği Bakanlar Kurulu'nun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
  DİL DERNEĞİ  
  TÜRKÇE VE DİL DEVRİMİ  
  ATATÜRK'ÜN TÜRK DİL KURUMU  
  ATATÜRK'ÜN VASİYETİ ve TDK  
  TÜRK ABECESİ  
  DİL DEVRİMİNE EMEK VERENLER  
  ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ DERGİSİ  
  DİL VE YARATICILIK DERGİSİ  
  DİL İM DERGİSİ  
  TEPKİLERİMİZ  
  İZMİR TEMSİLCİLİĞİMİZ  
  ETKİNLİKLER  
  DİL GÜNDEMİ  
  YABANCI SÖZCÜKLERE TÜRKÇE KARŞILIKLAR  
  ÖDÜLLER  
  YAYINLAR  
  ÜYELİK  
  DERNEĞE DESTEK  


Hızlı Arama:

Batı Kaynaklı Sözcüklere Türkçe Karşılık Önerileri

Dil Derneği Yabancı Sözcüklere Türkçe Karşılıklar Bulma Yarkurulunun açıklaması için tıklayınız.


A B C Ç D E F G H I İ J K L
M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
A
*à çengel
(@ imi, "adres, yer" simgesidir.)
B
* burs  à öğrenim yardımı, öğrenimlik
(Fr. bourse: para kesesi)
Örnek:
Ahmet bir devlet kurumundan öğrenimlik aldı.
F
* "flash disc"  à belgetaşır
(İng.)
Örnek:
Bilgisayarımdaki çok önemli bilgileri belgetaşırıma yükledim.
* fon  à kaynak
(Fr. fond: dip)
Örnek:
Devlet orta sınıf yurttaşlar için konut kaynağı ayırdı.
K
* kargo  à yüktaşır
(İng. cargo)
Örnek:
Çağdaş Türk Dili Dergisi’nin son sayıları yüktaşırla adresime gönderildi.
* kota  à sınırsayı
(Lat. quota: pay)
Örnek:
Çin’e dokuma ürünlerinde sınırsayı uyguladılar.
L
* larenjit  à boğaz yangısı
(Fr. laryngite: gırtlak yangısı)
Örnek:
Bu ilacın boğaz yangısına iyi geldiği söyleniyor.
* lavabo/evye  à yıkanak, yunak
(İt. lavabo, Lat. lavare: yıkamak)
Örnek:
En kısa zamanda evimin yunaklarını değiştirmek zorundayım.
* levye  à kanırtaç
(Fr. levier: kaldıraç)
Örnek:
Hırsız kapıyı kanırtaçla açmış.
M
* makroekonomi  à büyük ölçekli ekonomi
(Yun. makros: büyük+oikos: ev+nemein: yönetmek)
Örnek:
Türkiye’nin büyük ölçekli ekonomi verileri açıklandı.
* mikroekonomi  à küçük ölçekli ekonomi
(Yun. mikro: küçük+oikos: ev+nemein: yönetmek)
Örnek:
Bu çalışma, küçük ölçekli ekonomileri ilgilendirmektedir.
* moralist  à töreci
(Lat. moralis: ahlaksal)
Örnek:
Töreci yaklaşımlar çoğu kez bizi açmazdan kurtarır.
* monitör  à göstereç
(Lat. monere: uyarmak)
Örnek:
Bilgisayar gösterecine sürekli bakmak gözleri yorar.
* montaj  à kurulum
(Fr. montage: kurma)
Örnek:
Giysi dolabının kurulumu bitti.
* montör  à kurulumcu
(Fr. monteur: montaj elemanı)
Örnek:
Kurulumcu, giysi dolabının kurulumunu bitirdi.
* morfoloji  à biçimbilim
(Yun. morphe: biçim+logos: söz)
Örnek:
Dillerin biçimbilimsel bölünmesine göre, Almanca bükümlü bir dildir.
* motel  à konakça
(İng. motor: motorlu araç<Lat. Motor: hareket ettirici+Fr. hotel: otel)
Örnek:
Uzun yolculuklarda çok yoruldukça geceleri konakçada kalıyorduk.
* motivasyon  à güdülenim
(Lat. movere: devindirmek)
Örnek:
Güdülenim başarının yolunu açar.
* motive etmek  à güdülemek
(Lat. movere: devindirmek)
Örnek:
Üniversite sınavında başarı için adayları iyi güdülemek gerekir.
* möbleli  à dayalı döşeli
(Fr. Meuble: mobilya)
Örnek:
Evini dayalı döşeli sattı.
* mönü  à yemek dizelgesi
(Fr. menu: küçük ayrıntı< Lat. minutus: küçük)

Örnek:
Aşevine girer girmez görevli yemek dizelgesini getirdi.
* mültivizyon  à çoklugösterim
(Lat. multus: çok+ visio: görüntü)

Örnek:
Yeni satımevinin açılışında ilginç bir çoklugösterim yapıldı.
N
* navigasyon  à gezinim
(
Fr. navigateur<navigare: gemi ile yolculuk yapmak)
Örnek:
Taşıtların gezinimi yeni geliştirilen araçlarla kolayca izlenebiliyor.
* navigatör  à yönlendireç
(
Fr. navigateur<navigare: gemi ile yolculuk yapmak)
Örnek:
Son yıllarda üretilen arabalarda yönlendireç yaygınlık kazandı.
O
* obsesif  à takıntılı
(Lat.obsidere: kuşatmak)

Örnek:
Davranışlarından takıntılı kişilerden biri olduğu belli oluyordu.
* obsesyon  à takıntı
(Lat.obsidere: kuşatmak)

Örnek:
El yıkama takıntısı olan birini tanıdım.
* ofansif  à atak, hücuma dayalı
(Fr.offensif<Lat. offensus: incitici)
Örnek: Kimi sporcular ayaktopunda atak bir tutum içine giriyorlar.
* okeylemek  à olurlamak
(İng. okay: tamam, evet)
Örnek: Görevliler, sonunda TK 127 sayılı uçuşunu olurladılar. 
* ombudsman  à uzlaştırıcı
(İsv. ombudsman: komisyon üyesi)

Örnek:
Uluslararası sorunları çözmede uzlaştırıcıya güven duygusu, büyük önem taşımaktadır.
P
* paratoner  à yıldırımsavar
(Fr. paratonnerre: yıldırımlık)

Örnek:
Gökdelenlerin kimisine yıldırımsavar koymayı unutmuşlar.
* paravan  à bölmelik
(Fr. paravent, İt. paravento: rüzgârlık)

Örnek:
Eskicide gördüğüm oymalı bölmelik çok değerliydi.
* park  à 1. gezilik; 2. durmalık
(Fr. parc, İng. park< Geç. Lat. parricus)
Örnek 1: Uygun havalarda geziliklerde dolaşmayı severim.
Örnek 2:
Durmalıkların azlığı nedeniyle arabalar kaldırımlara konuyor.
* parkur  à yürüyüşyolu, koşuyolu, yarışyolu
(Fr. parcours: koşu yolu)
Örnek:
Dinlenme günlerinde Çiftlik yürüyüşyolunda bir saat koşarım.
* parttaym  à yarıgün
(İng. part-time: yarı-zaman)
Örnek: Birçok öğrencinin yarıgün çalışması kurumlara yarar sağlıyor.
* patent  à buluş belgesi
(İng. Patent<Lat. patere: açık olmak)

Örnek:
Sonunda yeni bir yoğurt çırpma aracının buluş belgesini aldım.
R
* rotasyon  à dönüşümlü görev
(
Lat. rotare: döndürmek)
Örnek:
YÖK’ün dönüşümlü görev kararı öğretim üyeleri arasında huzursuzluk yarattı.
S
* sigorta  à koruncalık
(
İt. sicurta: korunca)
Örnek:
Evlere deprem koruncalığı yaptırtmak zorunluluğu vardır.
* strateji  à yolgüdüm
(
Yun. strategia: komutanlık)
Örnek:
Cumhuriyet gazetesi bir zaman öncesine dek yolgüdüm dergisi çıkarıyordu.
* süpervayzır  à göz ustası, denetleyici, danışman
(
İng.supervisor: denetleyici, Lat. supervidere: denetlemek, üstten bakmak)
Örnek:
Ekmek pişiren köylü kadınlar arasında bir de göz ustası vardı.

 

 


Güncelleme Tarihi: 17.06.2010
Konur Sok. No.34/4 06640 Kızılay-Ankara
Telefon: (312) 425 83 60 - 417 33 27 | Belgeç : (312) 417 33 28