AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Resmi TDK'nin Ürünleri Sakıncalıdır!
RESMİ TDK’NİN YAZIM KILAVUZU VE TÜRKÇE SÖZLÜK’ÜNÜN
TÜRKÇENİN EĞİTİM VE ÖĞRETİMİ İÇİN
BAŞVURU KAYNAĞI SAYILMASI SAKINCALIDIR!

     Derneğimiz, ölçünlü dil ve yazım birliğinin bozulmaması için yıllardır çaba harcamakta, bilimcilerin, eğitimcilerin, uzmanların görüş ve uyarılarıyla oluşan değerlendirmelerini topluma duyurmaktadır. Bu amaçla Milli Eğitim Bakanı ile YÖK ve ÖSYM Başkanlarına 18 Temmuz 2006’da yazdığımız mektuplar ilişiğindeki dosyaların kamuoyunca bilinmesini de ilkelerimiz içinde sayıyor ve bunları olduğu gibi yayımlıyoruz.


MİLLİ EĞİTİM BAKANINA, YÖK VE ÖSYM BAŞKANLARINA SUNULAN MEKTUP VE DOSYALAR:

     Dil Derneği Yönetim Kurulu olarak, ölçünlü (standart) dilin ve yazım kurallarının kullanımı açısından uzunca bir süredir kaygı içindeyiz. Özellikle öğretmenlerin kaygısı, giderek derinleşmekte, doğallıkla bu kaygılar, Türkçenin ve gençlerimizin geleceğini düşünen herkesi, her kurumu olduğu gibi Dil Derneği’ni de yakından ilgilendirmektedir. 20 yıldır ilgilere ve yetkililere seslenişimiz, hiçbir yankı bulmamış, yaratılan dil ve yazım kargaşasını önüne geçilmesi için yapıcı adımlar atılamamıştır.

      Bu nedenle kaygılarımızı ve nedenlerini örnekleriyle birlikte Milli Eğitim Bakanı Sayın Doç. Dr. Hüseyin Çelik’e, YÖK Başkanı Sayın Prof. Dr. Erdoğan Teziç’e, ÖSYM Başkanı Sayın Prof. Dr. Ünal Yarımağan’a ve bu sorun bütün ulusu ilgilendirdiğinden kamuoyuna da sunma gereksinimi duyduk.

      Yıllardır kişi ve kurumlar arasında sürüp giden tartışmalarda Türkçenin gelişimi ve bilimsel veriler göz önüne alınmadığı; tüm sorunların nedeni olarak 1983’ten önceki Türk Dil Kurumu gösterildiği ve suçlandığı için, yazık ki sorunların çözümünde de akla, dilin akışına, bilimsel verilere dayalı bir uzlaşma sağlanamamaktadır.

      Gelgelelim bu arada Başbakanlığa bağlı TDK’nin yayımladığı 1985 baskılı “İmlâ Kılavuzu” ile 1988 baskılı Türkçe Sözlük’ten bu yana binlerce çocuk ve genç, yanlış ve eksik kaynakları kullanarak eğitim kurumlarından gelip geçmiş, yaşama atılmıştır.

      Sizlere ve kamuoyuna sunduğumuz bu dosya ile ne kişi ve kurumlarla çatışmayı, ne de tartışmaları başka boyutlara taşımayı amaçlıyoruz. Özellikle yazımda, 40- 50 yıl önce sorun olmaktan çıkmış konuların, 2000’ler Türkiyesinde yeniden soruna dönüştürülmesini anlamakta gerçekten zorlanıyoruz.

     TDK’nin bir devlet dairesi oluşu öngörülerek MEB’nin, bu kurumun Türkçe Sözlük’ü ile Yazım Kılavuzu’nu okullara önermesi, 20 yıldır, yaratılan dil ve yazım kargaşasını büyütürken çocuk ve gençlerimizin yarınını belirleyecek ortak sınavlarda da Türk Dil Kurumu’nun Yazım Kılavuzu ile Türkçe Sözlük’ünün “temel kaynak” sayılması için birtakım girişimler olduğunu duymamız, endişelerimizi derinleştiriyor. Çünkü her iki yapıt da Türkçenin mantığını, yapısını, anlam özelliklerini zedeleyen, yerleşmiş kuralları alt üst eden yanlışlarla, yanılgılarla doludur.

      Ders kitabı yazarlarının, sınava girecek çocukların, resmi TDK’ce sık sık değiştirilen yazım kuralları yüzünden yaşadığı sıkıntılar, sizlerin de bizlerin de bilgisi içindedir. Doğallıkla “yanlışı doğru diye sunan” bu yapıtlar nedeniyle örneğin bileşik yazımı yaygın olan bir sözcük yüzünden doğacak sorunları, her genç, her veli, her kitap yazarı, ya da her yurttaş yargıya taşıyabilir. İlköğretim öğrencileri arasında yaptığımız küçük sormacalarda bile, örneğin “büyükanne” ya da “ipekböceği” gibi sözcüklerin ayrı yazıldığına hiç tanık olmadık; ama çocuklar bu sözcükleri okulda başka, kültür yayınlarında başka görmektedirler. Bu nedenle çocuk ve gençler, yaratılan bu ikili yazım yüzünden başarısız sayılabilirler. Bir çocuk ya da gencin okuduğu roman ya da öyküyle ders kitabı arasındaki yazım farkının nedenini çözebilmesi; neyin doğru, neyin yanlış olduğuna karar verebilmesi olanaksızdır. Doğal olarak çocuk bir ikilemle yüz yüze kalacak; Türkçeye güveni sarsılacaktır.

     Kuşkusuz, Türkçenin 80 yıllık gelişim öyküsünün tanığı olan, bu süreçte emeğini esirmeyen saygın dilciler de böyle durumlar karşısında haklı olarak tepki verecek, bilimsel kimliklerinin gereğini yerine getireceklerdir.

     Nitekim sizlere sunulan bu bilgilendirme dosyasının amacı ve anlamı da budur. Dil Derneği aklın öncülüğüne ve bilimin verilerine dayanarak tarihsel bir görev yaptığının bilincindedir. Bu görevi yerine getirirken her alandan saygın bilimcilerin, kültür yayıncılarının çoğunun, bilime ve Türkçeye saygılı yurttaşların, öğretmenlerin desteğini aldığımızı, onlarla görüş, bilgi alışverişini sürdürdüğümüzü de belirtmek isteriz.

      Çünkü kültür yayıncılarının çoğu, resmi TDK’nin kurallarını reddetmekte, Ömer Asım Aksoy’un Ana Yazım Kılavuzu ile bu kılavuza koşut olan derneğimizin Yazım Kılavuzu’nu kullanmaktadır. Bu durum da ders kitaplarıyla kültür yayınları arasında yazım açısından büyük ayrımlar yaratmaktadır. Ülkedeki yüzlerce kitabevinin, yayınevinin adında “kitabevi, yayınevi” sözcükleri bileşikken resmi TDK, bu sözcükleri 20 yıl ayrı yazmakta direnmiştir. Genç yazarların, genç gazetecilerin kullandığı ikili üçlü yazımların nedeni budur.

     Bir kılavuz ya da sözlük hazırlamanın zorluğunu biliriz, emeğe de saygılıyız. Üstelik söz konusu, hepimizin ortak aracı olan Türkçedir; düşüncemiz, kökenimiz, inancımız ne olursa olsun, biz, eğitim almak, bilim, sanat üretmek, sağlıkta ve hak aramada bu dille, TÜRKÇEYLE anlaşmak zorundayız.

      Bir kez daha yinelemek isteriz: Dil Derneği olarak Atatürk’ün Dil Devrimine inanan, Türkçenin eğitim ve öğretimin de bu anlayışla yapılmasını doğru bulan, Türkçe için akılcı, bilimsel verilere dayalı işler yapan herkesle her kurumla uzlaşırız. Ama aklın, bilimin reddettiği yanlışlara da akılcı, bilimsel verilere dayanarak tepki veririz. Çünkü Atatürk’ün “manevi mirası olan akıl ve bilim” tek yol göstericimizdir. Bu nedenle, bu seslenişimizi bütün yetkililerin, bütün dilseverlerin önemseyeceğini umuyor; ulusal kimliğimiz olan dilimiz için kaygılarımız gibi, sevinçlerimizin de ortak olacağı düşüncesiyle öneri ve uyarılarımızın değerlendirileceğinize inanıyoruz.

      Saygılarımızla.

                                                                                                  Dil Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
                                                                                                                    Sevgi Özel


DOSYA
     Dosyanın içerdiği üç bölüme aşağıdaki bağlantılardan erişilebilir. Dosya içeriğinin tümünü görüntülemek içinse tıklayınız: Resmi TDK Sözlüğü Sakıncalıdır

* Bu dosyada, şimdiki Türk Dil Kurumu’ndan kısaca “resmi TDK” ya da “resmi TDK” diye söz edilecektir. Bunun nedeni, Türkçenin gelişimine 1932-1983 arasında dernek yapısıyla katılan TDK ve çalışmalarını, 1983’te Başbakanlığa bağlı bir devlet kuruluşu olan TDK’yi ile çalışmalarından ayırt etmek; şimdiki TDK adının her geçtiği yerde uzun tanım ve açıklama yapmamak içindir.

 
 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter