AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
76. Dil Bayramı Töreni (Ankara)

DİL DEVRİMİNİN 76. YILDÖNÜMÜ

      Dil Devriminin 76. yılını ve 76. Dil Bayramını, İzmir Temsilciliğimizin İzmir'de Konak Belediyesi ile birlikte 19-26 Eylül 2008'de düzenlediği 7. İzmir Türkçe Günleri,  Zonguldak'ta Karaelmas Üniversitesinde 23-24 Eylül 2008'de gerçekleştirdiğimiz 76. Dil Bayramı (Ses Bayrağımızı Gençler Taşıyor)  ve Ankara'da 26 Eylül 2008'de Çankaya Belediyesi ile birlikte düzenlendiğimiz  76. Dil Bayramı törenimizle coşkuyla kutladık.

76. DİL BAYRAMI TÖRENİ (26 Eylül 2008)

     Ankara'daki etkinliğimiz, her Dil Bayramımızda olduğu gibi dilseverler, üyelerimiz ve  gençlerimizin katılımıyla Anıtkabir'de Atatürk'e saygı sunumu ile başladı.

     Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi salonunda gerçekleştirdiğimiz 76. Dil Bayramı törenimizi, İzmir Temsilciliğimizin  Yürütme Kurulu Üyesi, Yazar Mavisel Yener'in coşkulu sunumu renklendirdi.  (Törenimizi anlatan bu yazıda, Yener'in Dil Bayramımız için özel olarak hazırladığı sunum metnine yer verilmiştir.)

     Törenimiz, Laik Cumhuriyetimizin kurucusu, Türk Devriminin yapıcısı Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, Türk Dil Kurumu'nun ilk yöneticileri Samih Rifat, Ruşen Eşref Ünaydın,  Celal Sahir Erozan ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile 76  yıl  boyunca Türkçenin bilim ve sanat dili olması için emek veren aydınlanmacıları, Dil Devrimini bugünlere taşıyan Atatürkçüleri andığımız saygı duruşu ile başladı. Yüreklerimizden taşan "Dün Atatürkçüydük; bugün Atatürkçüyüz; sonsuza dek Atatürkçü kalacağız!" seslenişiyle Ulusal Marşımızı hep birlikte söyledik.

     Bayramımızın ilk açış konuşmasını, kürsüye "Dile duyarlı, insana duyarlı, yaşamanın anlamını dilin gücünde bulan biri. Arı Türkçeye bel bağlamış kişilerin yolunu her zaman ışıklayan bir Eğitimci, Yazar,  Gazeteci" diye çağrılan derneğimizin İzmir Temsilcisi Y. Bekir Yurdakul yaptı. Yurdakul, 7. İzmir Türkçe Günlerinden söz ederek Ege'de yaşanan Dil Bayramı coşkusunu Ankara'ya taşıdı.

     Mavisel Yener, dernek başkanımız Sevgi Özel'i açış konuşması için çağırırken şöyle diyordu: "Atatürk ilke ve devrimlerinin coşkulu savunucusu. Direnç ve dayançla ilerliyor yolunda.   'Sizi bilmem;   ben bunaldım. Ülkemiz için, Türkçemiz için, çocuklarımızın geleceği için uğraşıp didinen, kaygılanan herkes bunaldı. Bunaldık...' diyor  kimi zaman. O bir yandan 'bunaldık' der; ama biz 'bunaldık' dediğimizde onun iyimserlikle yoğrulmuş umut renkleridir hepimizi sağaltan, umut çağlayanları yaratan."

     Sevgi Özel konuklara seslenişinde Türk Devrimine, Dil Devrimine sahip çıkmanın onurumuz, namusumuz olduğunu vurgulayarak Dil Derneği'nin Dil Devrimini yılmadan, yorulmadan sürdüreceğini belirtti.
(76. Dil Bayramı Açış Konuşması)

     76. Dil Bayramını birlikte düzenlediğimiz Çankaya Belediyesi'nin Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Eryılmaz'ın bayram iletisini,  Çankaya Belediyesi Kültür Müdürü Canan Karakul'dan dinledik.

DİL DERNEĞİ ÖDÜLLERİ

     Açış konuşmalarının ardından Türkçemizin ustalarını saygıyla andığımız ödül törenlerine geçildi. Her yıl Dil Bayramlarında sunduğumuz Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Ödülü 2008'de öykü dalında düzenlendi;  bu yılki ödüle Merih Günay'ın Martıların Düğünü adlı yapıtı değer görüldü. (Ayrıntılar için tıklayınız.)

     Tiyatro yazarlarını özendirmeyi amaçlayan Dil Derneği Kerim Afşar Ödülü ise Toprak adlı oyun dosyasıyla ödüle değer bulunan Kemal Şerif Öztürk'e sunuldu. (Ayrıntılar için tıklayınız.)
 

GÖNÜL BORCUMUZ: ONUR ÖDÜLLERİMİZ

     Dil Derneği Yönetim Kurulu, Dil Bayramında, Dil Devrimini yılmadan sürdüren Türkçe emekçilerine, Türkçe sevdalılarına teşekkür etmek üzere onur ödülleri vermeyi kararlaştırdı. Onur ödüllerimizle teşekkür ettiğimiz saygın dilciler, bilimciler, aydınlanmacıların katılımıyla varsıllaşan 76. Dil Bayramımızda coşkulu bir dil şöleni yaşadık.

     "Birileri dilimizi kirletirken biz direniyoruz, savaşımızı sürdürüyoruz. Yılgınlık göstermeden, aman dilemeden, ilkelerimizden ödün vermeden! Atatürk devrimcisi olmanın onurunu bayrak gibi yükselterek!" Böyle diyordu Mavisel Yener ödül törenimizi başlatırken; ardından onur ödülümüzle teşekkür edeceğimiz ilk adı söylediğinde konuklarımız büyük bir özlemle dakikalarca alkışlayarak sevgilerini, saygılarını sundular Türkçenin de Cumhurbaşkanına.

Türkçenin Cumhurbaşkanı: AHMET NECDET SEZER

     O, bir konuşmasında diyordu ki  "Bir iletişim aracı olarak dil, yurttaşlar arasında duygu, düşünce ve inanç birliğini oluşturan, toplumsal yapıyı güçlendiren en güçlü ortak bağlardandır. Büyük Türk devriminin içinde özel ve yaşamsal rolü olan Dil Devrimi, ulusallaşma sürecinin çok önemli yapıtaşlarından biri olmuştur."

     Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer'e teşekkürlerimizi simgeleyen onur ödülümüzü, Talip Apaydın kendilerine ulaştırılmak üzere başkanımız Sevgi Özel'e sundu.

Aklın ve Bilimin İzinde: PROF. DR. BEKTAŞ AÇIKGÖZ

     Türkçenin özleşip gelişmesine, Dil Devrimi yolunda serpilip güçlenmesine katkıda bulunan ülkemizin aydınlanması uğruna savaşım veren aydınlanmacıların emeklerini kamuoyuna her fırsatta duyuran, akıl ve bilimden başka doğru tanımayan bir bilim adamı, bir Türkçe sevdalısıdır Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz.

     Zonguldak Karaelmas Üniversitesi'nin Rektörü Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz, onur ödülünü Berin Taşan'ın elinden aldıktan sonra yaptığı konuşmada, bu ödülü üniversitedeki  çalışma arkadaşlarıyla, öğrencileriyle paylaştığını söyleyerek kendilerine teşekkür etti.

Bir Cumhuriyet Öğretmeni: TALİP APAYDIN

     Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın dizeleriyle çağırdık Cumhuriyetimizin Öğretmenini:


 

"Seslenir seni bana 'sonsuz'  / Der ki çoğal, / Der ki uzan mutluluğuna / Usun iyiliğin doğruluğun, / Bir bilinmeyenden bir bilinene dek / Türkçe, var olduğumuz…"

Türkçe için var olan, bütün yapıtlarıyla Türkçenin ışıltısını yüreklerimize koyan öğretmenimiz Talip Apaydın'a, Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz'ün sunduğu onur ödülümüzle teşekkür ettik.

Sırtını Bilime Dayayan: ORHAN BURSALI

     "Türkçe gülüp, Türkçe ağlayan, Türkçe düşünüp söyleyen, Türkçe coşkulanan; gazeteci, yazar, dış politika uzmanı bir Türkçe sevdalısını çağırıyorum" diyordu Mavisel Yener. "O, pırıl pırıl Türkçesiyle yazdığı, sırtını bilime dayamış güzel yazılarıyla akıyor bu ırmakta."

     Onur ödülümüzü, Prof. Dr. Sevda Şener'in elinden alan Orhan Bursalı, Dil Bayramını kutlamanın coşkusunu dile getirdiği konuşmasında, bu ödülün kendisi için anlamı ve değerinin çok büyük olduğunu belirtti

Aydınlığın Usta Kalemi: HİKMET ÇETİNKAYA
     "Ulusuna, kendisine, geçmişine, geleceğine, anadiline, ekine, uygarlığa sevgisi ve saygısı var onun… Yaşam ve yaşamakla ilgili sözcükleriyle başlıyoruz güne. Onun kaleminden esen rüzgârla karanlığın karşısında dağılmadan duruyoruz. Aydınlığın içinde bir usta kalem Hikmet Çetinkaya."
     Bu tümcelerle çağırdığımız Hikmet Çetinkaya onur ödülünü Muzaffer İzgü'den alırken sıcak, içten, neşeli bir kucaklaşmaya, candan bir dostluğa tanık oluyorduk. Yaptığı coşkulu teşekkür konuşmasıyla da yüreklerimizi aydınlatıyordu Çetinkaya, "Bu karanlık bitecek, sonu gelecek kötülüklerin" derken...

 

Ödünsüz, Yürekli Gazeteci: EMİN ÇÖLAŞAN

     Mavisel Yener şöyle sesleniyordu kendisine:
"'
Sözünü bilen kişinin yüzünü ağ ede bir söz, / Sözünü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz,' diyor Yunus Emre. Sözünü pişirip de diyen, geleceği okuyabilen, ileri görüşlü bir gazeteci yazarı çağıracağım şimdi. Cumhuriyetin temel ilkelerini hedef alanları yüreklice eleştiren, dürüstlüğünden ödün vermeyen,  Türkçeyi ve Cumhuriyeti yozlaştırma girişimlerine karşı çıkan bir aydın. Türkçeyi usta kalemiyle güzelleyen Sayın Emin Çölaşan."

     Çölaşan, onur ödülünü astbaşkanımız Prof. Dr. Sedat Sever'den alırken konuklarımız da alkışlarıyla onun yazılarını ne denli özlediklerini dillendiriyorlardı.

Örnek Türkçe Savaşımcısı: ALİ DÜNDAR
     Mavisel Yener, "Türkçenin gelişmesine yaşamı boyunca katkıda bulunan, dil ve yazın alanında Türkçeyi çok güzel kullanan" diyerek çağırdığı Ali Dündar'ın yapıtlarını da sıralıyordu bu seslenişinde: "Kemalizmi Doğru Algılamak", "Şeriata Karşı Laik Eğitim Özgürlük", "Dil ve Bilinç", "Yapay Osmanlıcadan Yaratıcı Türkçeye", "Kemalizm ve Din", "Türkçesi Varken", "İnançtan Bilince", "Dil ve Düşünce"... Sonra da ekliyordu: "O, Türk dilinin ve yazınının örnek bir yazarı."


     Derneğimizin kurucularından Ali Dündar'a, yönetim kurulu üyemiz Prof. Dr. Ahmet Kocaman'ın sunduğu onur ödülümüzle tüm devrimciler, tüm dilseverler adına teşekkür ettik.

Bir Dil Nehri: REFET ERİM

     “bir dil nehri olsaydım / türkçenin ağzında yalın / uzak yaz göllerine akan / imgeler sözlüğünden /yağmura indirgenmiş sözcükler / damıtsaydım ince sulara / hayyam’a çöl rüzgârı, / gül sabahı hafız’a, / yunus’a tin ve ten olsaydım / ay burgacında ıssız / bir çağrışım, bir ürperti / gibi sürüp gitseydim / bir dil nehri olsaydım"

     Ahmet Uysal‘ın bu dizeleriyle seslendik "bir dil nehri"ne; Cahit Arf’ın deyişiyle “laf bilimci” Refet Erim'e.

     Derneğimizin kurucularından Refet Erim'e teşekkürlerimizi, başkanımız Sevgi Özel'in elinden aldığı onur ödülümüzle sunduk.

Cumhuriyet Çocuklarının Dedesi: MUZAFFER İZGÜ

     "Onu tanımak, birlikte çalışmak, bir şeyleri onunla paylaşma şansına erişmiş olmaktan erinç duyduğum ustamı, yapıtlarında dilimizin tüm renklerini, kokularını, ezgilerini duyuran bir yazarı çağırıyorum" diyordu Mavisel Yener ve soruyordu: "Ödülünü vermek üzere kimler gelebilir? Kimler ona ödül verse o çok sevinir, onu kimler en çok sever?"

     Doku Kültür Anaokulu’nun cumhuriyet çocukları, hepimizi duygulandıran, şenlendiren bir şaşırtıyla, "Anneannemin Turşusu" oyunuyla teşekkür ediyorlardı Muzaffer Dedelerine ve Muzaffer İzgü, onların elinden alıyordu onur ödülünü "Şimdi gidip daha çok yazmam gerek" diyerek.
Gençleri Türkçeyle Buluşturan Dilbilimci: PROF. DR. AHMET KOCAMAN

     Bir yazısında diyor ki "Körü körüne bir Osmanlıca hayranlığı ya da sözcüklere saplanmış bir öz Türkçecilik tutkusu bilimsellikle bağdaşmaz. Bunun yerine dil konusunda dizgesel ve ilkeli bir bakış açısından yola çıkmak, dil ile düşüncenin bağıntısını göstermek, Türkçenin gücünün salt sözcüklerden değil, bütünündeki tutarlılıktan ileri geldiğini açıklamak, öteki dilleri ve dil kesitlerini de kendi koşulları ve dönemi içinde değerlendirmek daha akılcı bir yaklaşımdır."

     Mavisel Yener, şu tümcelerle çağırdı Prof. Dr. Ahmet Kocaman'ı: "O, Ege denizinde bir adada doğdu; Bozcaada’da annesinin ninnileriyle seslenişleri, hep yüreğinde kaldı. Eğitimci olduğunda anadilinin bütün güzelliklerini öğrencilerine de yansıttı, yapıtlarında Türkçeyi gençlerle buluşturdu. Dil öğretimine diğer alanları da içine alan kapsayıcı bir bakış kazandırdı." Biz de Konak Belediyesi Kültür Müdürü, üyemiz Halim Yazıcı'nın elinden sunduğumuz onur ödülümüzle teşekkür ettik kendisine.
Bilgi Yayınevi'nin Kurucusu: AHMET TEVFİK KÜFLÜ
     Elli yılı geçen bir deneyim, dört bine yakın kitap… Türk dilinde ürün veren çağının bütün tanınmış yazar, şair, araştırmacı ve düşünürleriyle çalıştı; güncele ve dönemlerine damgasını vuran pek çok yapıt yayımladı. Yayın politikası, yazarları, seçkin eserleri ve dile gösterdiği duyarlıkla ülkemizin erinç kaynağı bir yayınevi Bilgi Yayınevi.
     Bilgi Yayınevi’ni bugünlere getiren değerli kurucusu Ahmet Tevfik Küflü’ye saygımızı, sonsuz teşekkürlerimizi, Muzaffer İzgü'nün elinden aldığı onur ödülüyle sunduk.
Çocuk Yürekli Tiyatrocu: PROF. DR. ÖZDEMİR NUTKU
     Bir gün anneannesi ona “Sen tiyatro nedir biliyor musun?” diye sordu. "Hayır, bilmiyorum" deyince elinden tutup onu bir oyuna götürdü… Altı yaşında tiyatro ile tanışan bu çocuk, içinde o çocuk yüreğini taşıyor hâlâ...

     Tiyatrobilimci, oyuncu, yazar, eleştirmen ve yönetmen. İki bine yakın bildirisi, çeşitli uluslararası tiyatro şenliklerinde, yönetmen ve tiyatro yazarı kimliğiyle, tiyatroya katkıları nedeniyle çok sayıda ödül kazandı.  Tiyatro sanatını Türkçe düşünerek yaşayanlara, dil ile düşünce arasındaki bağı gösterdi.

     “İleriye ne bırakacağız diye düşünmeliyiz” diyen derneğimizin kurucularından Prof. Dr. Özdemir Nutku’ya sevgi ve saygılarımızı, Prof. Dr. Türkân Saylan'ın elinden aldığı onur ödülümüzle sunduk.

Cumhuriyetle Yaşıt Bir Çınardı: M. İSKENDER ÖZTURANLI

     “Türküler söylendikçe Türk diliyle / Seni seviyorum gülüm dendikçe Türk diliyle / Türk diliyle gülünüp Türk diliyle / ağıtlar yakıldıkça… ben anılacağım…“ der, büyük usta Nazım Hikmet.


Derneğimizin kurucularından
M. İskender Özturanlı'nın onur ödülünü
oğlu Mustafa Özturanlı'ya sunduk.

     O, Türkçenin çınarlarından biriydi, bu bayramda bizimle olacaktı… Ne ki ışıklar içinde yatıyor şimdi.

     Aklı, yüreği, dili tertemiz, Cumhuriyet’le yaşıt bir çınardı. O hep gerçekleri savundu. Karanlığa çekilmek istenen Türkiye'nin aydınlığa nasıl çıkacağını göstermeye çalıştı. Türk devrimcilerinin zaman zaman neden hançerlendiğini anlattı; laiklikten vazgeçmenin toplumumuz için çılgınlık olacağı vurguladı.

     Onu yitirmenin acısını, eksikliğini hepimiz duyumsuyoruz; “seni seviyorum gülüm dendikçe Türk diliyle…” İskender Özturanlı öğretmenimiz de yaşayacak. Onu anmanın, anlamanın, yapıtlarını gündeme getirmenin, genç kuşaklara tanıtmanın sorumluluğunu duyumsayacağız her zaman.

Baş Eğmemeyi Öğreten Başöğretmenimiz: BERİN TAŞAN

     "Aç kapıyı bak ne diyeceğim / Ne kadar küsülü çocuk 
varsa barıştırdım, oynuyorlar / Tam kırk çeşit sarmaşık
gül buldum / Penceremin dibinde açacak. / Ekinleri dolu
 vurmadı, / Çekirge gelmedi, / Kurak olmadı. / 
Yorgunum demeyeceğim, / Bir evimiz olsa 
demeyeceğim, / Yüreğim daralıyor demeyeceğim. /
Bir baksan gözlerime / Başını çevirmeyeceksin, /
Yürüyüp gitmeyeceksin, / Elini çekmeyeceksin. /
Bir baksan gözlerime / Dağda yakılmış ateşler 
göreceksin. / Aç kapıyı kim geldi bak / Bak nasıl 
havalandı güvercin. / Açmam diyemezsin artık, / Aç!
     Bu dizelerin sahibi, Hukukçu, Yazar, İzmir’de Dil Derneği toplantılarımızdaki Başöğretmenimiz Berin Taşan. Onun Sinop’ta denize bıraktığı dalgalar, hâlâ özgürlük ve baş eğmezlik türküsünü söylüyor."
     Mavisel Yener, derneğimizin kurucularından Berin Taşan'a bu sözlerle seslendi; biz de Turgut Özakman'ın sunduğu onur ödülüyle tüm yüreğimizle teşekkür ettik kendisine.
İzmir'i Türkçe Gülümseten: A. MUZAFFER TUNÇAĞ

     "Onun düşleri var insan için, Türkçe için, kent yaşam kültürü için… İzmir’de sokaklar nergis kokuyorsa, hercai menekşeler gülümsüyorsa Türkçe, imbat Türkçe esiyorsa, biliniz ki  onun da katkısı var. Türkçeye saygının; yaşama, bütün değerlerimize, emeğe saygı olduğunu her fırsatta vurgulayan, Türkçenin coşkun akan ırmağından daha geniş kesimleri haberli kılmak için elinden geleni yapan, İzmir Türkçe Günleri’nin bir neferi gibi çalışan bir başkan Muzaffer Tunçağ. O, yüzünü yaşama, Türkçeye dönmüş, özgürlüğün nefes almanın burçlarından biri olduğunu hepimize duyumsatıyor." 

     Bu tümcelerle çağırdık Konak Belediye Başkanı A. Muzaffer Tunçağ'ı ve güçbirliğimizin, dayanışmamızın simgesi  onur ödülümüzü, tüm dilseverler adına teşekkür ederek sunduk kendisine.
Toplumun Bir Adım Önünde: PROF. DR. TÜRKÂN SAYLAN
     Mavisel Yener, şöyle anlattı onu: "Bir 'dost hekim', cüzzam konusundaki çalışmalarıyla dünyanın sayılı yetkelerinden olmuş bir bilim kadını, bağımsız üniversite modeli için önerilerini yüksek sesle dile getiren yürekli bir eğitimci, özverili bir anne, cehalet ile savaşımın öncüsü, Türkiye'nin en büyük sivil toplum örgütü Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin kurucularından biri; kadın hakları, çağdaşlaşma, eğitim alanlarındaki eylemci, örgütçü kişiliğiyle toplumun hep bir adım önünde olmuş bir Cumhuriyet kadını Prof. Dr. Sayın Türkân Saylan.  O her zaman umut kuşları yolladı yüreklerimize."
     Prof. Dr. Türkân Saylan'a, onur ödülümüzü ÇYDD Ankara Şubesinin Başkanı Ülkü Günay'la birlikte ÇYDD'nin gençleri sundular.
Öğretmenlerin Öğretmeni: PROF. DR. SEVDA ŞENER

     Tiyatromuzun verimli kuşağından, her zaman iyi şeyleri umut eden,  hoş gören, seven, inanan, destekleyen, ilgili, devingen, seçkin bir araştırmacı; öğretmenlerin öğretmenidir Prof. Dr. Sevda Şener.

    “Dünya aslında kocaman bir sahne” der Shakespeare, bize öğrettikleri için içten teşekkürlerimizi sunmanın erinciyle  çağırdık kendisini Türkçenin sahnesine...

     Onur ödülümüzü; meslektaşı, dostu Prof. Dr. Özdemir Nutku sundu nice dil ustaları yetiştiren öğretmenimize; nicelerini yetiştirmesi, eğitmesi dileğiyle.

 


Ustaların Sözleri Tükenmez...
     Dil Bayramımızı, dil ırmağımıza katkıda bulunan bütün ustalarımıza selam göndererek, yitirdiklerimizi saygıyla anarak sonlandırdık. Dedik ki "Onların sözleri bir kerede tüketilecek cinsten değil; her biri geleceğe yazılmış birer mektuptur."

     Ülkesine, sanatına, halkına, diline karşı kendini sorumlu hisseden güzel insanları ağırladık sahnemizde.

     Bizi onurlandıranlar sahnede bir araya geldiklerinde şöyle diyorlardı hep bir ağızdan: "Dilimizi kirletmek, yozlaştırmak isteyenlere, dilimizin doğru sözcüklerine çelme takmak isteyenlere inat biz buradayız. Burada olmaya devam edeceğiz!
Katkı veren kurumlar:
Cumhuriyet gazetesi, TÜYAP, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Ankara Şubesi, Bilgi Yayınevi, Türk Hukuk Kurumu

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter